20 Ekim 2012 Cumartesi

Paraya ihtiyacım vardı, götümü sattım - II

Eve izbe dediysem de içi güzel döşenmişti. Tarlabaşı'nın o mistik havası biraz modernlikle karışmış, değişik bi evdi. Evinde mesleğini konuşturduğu da aşikardı. Zevkli olduğu kesindi. Zevkli olduğunu bir de müzik seçimiyle kanıtladı. Taktığı müzik CD'sindeki parçalar sırayla döndü bir kaç tur.

Yedik, içtik allah arttırsın. Sıra geldi götümü teslim etmeye. Adam kibar, yaklaşamıyor. Adeta ona bırakılmış emanet bir çocuk gibi bakıyordu bana. Bir şey demeye korkuyordu o yüzden. Havadan sudan konuşmaya devam edip, tatlı tatlı gülümsüyordu.

Parayı alacağıma göre işimin hakkını vermem lazımdı. Biraz yanaştım. Biraz daha, biraz daha derken ensemde  tatlı bir çift dudak hissettim. Utandım, yaptığım şeyden utandım. Bu yol bana göre olmamalıydı. Üç kuruş için bunu yapmamalıydım.

Kibarlığıyla beraber üstümdekileri, üstündekileri çıkardı yavaş yavaş. Kibar adam gidip yerine tam istediğim insan tipi geldi. Ne istediğinden emin, tuttuğunu koparan tip. Kendimi emanet ettim ona. Yatırdı beni yatağa sırt üstü.

Dudaklarımdan başladı beni emmeye. O kadar güzel öpüyordu ki... Boynuma indi. Küçük küçük öpücükler yerini dişlemeye, emmeye başladı. Aşağılara inmeye başladı. Kasıklarıma kadar inince tek bir hareketle beni yüz üstü çevirdi. Sırtımdan aşağılara doğru inmeye başladı. Ne yaptığını kesinlikle çok iyi biliyordu.

İlk seksim değildi, sonuncusu da olmayacaktı ama sanki ilk seksimi yapıyordum. "Sırada ne olacak"ı kestiremiyordum aklımda. İlk seks ürkekliği vardı üstümde. Yakışıklı, zengin bir adam, harika bir ev. E, neden tedirginim. Gevşemeye başladım. Ne de olsa para alacaktım adamdan. Bir şeyler yapayım da aldığım parayı hak edeyim.

Çalan müziğin de eşliğinde kendimi iyice kaptırdım. O kadar kaptırdım ki öpüşürken adamın dudağını ısırmışım, ısırmakla kalmayıp kanatmışım. Bunu o da farketmemiş. Aramızda bi tutku olmuştu. O şehvetle kan tadı şarapla karışmıştı. Kanattığını da sabah anladık.

Saatler süren harika sevişmenin ardında sıra gelmişti sikişmeye. Çantasından kondomla kayganlaştırıcıyı çıkarttı. Elinden kondomu aldım, paketi ağzımla yırtıp ustaca sertleşmiş sikine ustaca taktım. Yüzüstü yatırdı beni yatağa tekrardan. Kayganlaştırıcıyı sürdü. Yavaş yavaş girmeye başladı. Gidip geldi.

Girip, çıktı içime.

İnlemeye başladım. Zevkten inledim. Numaradan değil. Böyle olacağını düşünmemiştim yağmur yağarken onu beklediğim yerde.

Boşaldı. Yığıldı kaldı üstümde. Kısa bi süre değildi, saatlerce seviştik. Terlerimiz kaç kere birbirine karıştı, kaç kere üstümüzde kurudu sayamadım. Saymak için de bi nedenim yoktu zaten. Sevişmeler sırasında 1,5 paket sigara bitirmişiz. Geriye sadece 1 sigaramız kalmış. Yaktı. Derin bi nefes çekti, bana uzattı. Ben de derin bir nefes çektim. Ve o güzel gecenin şerefine dumanımı odadaki o müziğin ritmiyle dans ettirmeye başladım. Ağır ağır verdim nefesi. O sırada uyumuşum.

Sabah uyandığımda yanımda uyuyordu. Saate baktığımda saatin 12 olduğunu gördüm. Uyandırdım. Gitmem gerektiğini söyledim. Duşa girdim, o ben uyuduktan sonra duşa girdiği için girmedi. Üzerinde harika duran takımını yine geçirdi üstüne. Harika görünüyordu. Öpmek için dudağına yöneldiğimde geri çekildi. Sanki gece benimle deli gibi sevişen adam o değildi.

Arabaya bindik. Hala para konusu açılmadı. Fiyatımın ne kadar olduğunu biliyordu. Söylediğim yere kadar bıraktı beni. Acaba parayı vermeyecek mi diye düşünürken çantasında bi zarf çıkartıp uzattı bana. Gece için teşekkür etti, sonra da ayrıldık.

Araba uzaklaşınca zarfı açıp parayı saydım. Anlaştığımız fiyattı. Ne eksik, ne fazla. Zarfın içinde paradan başka bir şey daha vardı. Çok beğendiğim kol düğmeleri.

Bu ilk escort deneyimim olmuştu ama sonuncusu değildi. Yeni bi hayata araladığım ilk kapıydı.

O geceden aklımda kalan şarkı ise Nat King Cole'dan When I Fall in Love'dır.

16 Ekim 2012 Salı

Paraya ihtiyacım vardı, götümü sattım.

Paraya ihtiyacım olduğu günlerdi. Gitmem gereken yerler, almam gereken şeyler vardı.Çoğu öğrenci gibi benim de elimde para yoktu. Harçlıklarımla anca karnımı doyururyor, sigara paramı çıkartıyordum.  Ailem para vermiyor, arkadaşlarımın durumu ise benden kötüydü. Çalışacak vaktim yok derslerden. Hızlı yoldan para bulmam gerekti. O zamanlar daha gençtim 18 yaşlarındaydım.

Ben de gençlik cazibemi kullanıp escortluk yapmaya karar verdim. Biraz araştırdım. Sonra bilinen date sitelerinden bazılarında hesap açtım. Çok sürmeden bi kaç kişi mesaj attı. Kafamda bi fiyat belirledim. Sevişirken iyi olduğumu söyledikleri için fiyatı yüksek tuttum. Hem kendimi ucuza pazarlayıp düşük adamların altına girmek de istemedim.

Gelen mesajlardan biri çok ısrar etti. fotoğraflarımı yolladım, o yolladı. Düşük bi adam olmadığı her halinden belliydi. Amacı sadece seks de değildi. Güzel vakit geçirmek. Tam filmlerde gördüğüm gibi. Elit bi mekanda akşam yemeği, ordan içki içmeye başka bi yer, ardından da evine ya da bi otelde sevişmeye başlamak...

Fiyatta anlaştık. Hafta içine bir gün belirledik. Akşam 9'da söylediği yerdeydim. Yağmur da yapıyordu. O kadar paraya ihtiyacım vardı ki kendime şemsiye alarak paramı harcayamazdım. Neyse ki öğrenci akbilim vardı. Gideceğim yer de otobüs durağından biraz uzaktı. O yağmurda bir de yürümek zorunda kaldım, ıslandım.

Önümde siyah bi araba durdu. Hani yanımdan geçerken "Nasıl adamlar var, bunlara biniyolar?" dediğim cinsten bi arabaydı. Çıktı içinden, kaliteli bi şemsiyesiyle beni alıp araya bindirdi. "Ne istersin? İtalyan yemeği mi, Fransız yemeği mi?" dedi. Kaldım öylece hayatımda annemin yaptığı yemekler ve fastfood dışında yediğim bi kaç yemek vardır onlar da evde kendimin yaptığı salak yemeklerdi. "Sen hangisini önerirsin?" dedim. "Tamam o zaman, sana da sürpriz olsun" diyip bastı gaza.

Yağmur da hızlandı. Hani filmlerde olur ya; yağmur damlaları cama çarpıyor, oradan hızlıca diğer damlalarla birleşip... Düşündüm biraz. "Ne yapıyorum lan ben! Götünü parayla siktireceksin ha!"

Yemek yiyeceğimiz yere girdik. Şu önünden geçir içindeki insanlara küfür ettiğim yerlerden biriydi. Meksika yemeği yiyecekmişiz. İsmini daha önceden duyduğum, merak ettiğim bir Meksika yemeğini sipariş ettim. "Damak tadın çok güzel" dedi. Yemeğimizi bitirdik. Yemek cidden çok lezzetliymiş. Bir şeyler içmek istemediği söyledim ve hesabı ödedikten sonra kalktık.

Yağmur durmuş, o İstanbul'un en sevdiğim dinginliği çökmüştü ortalığa. Beni evine ya da lüks otele götüreceğini düşünürken Tarlabaşı'nda izbe bir eve götürdü. Yüzümdeki şaşkınlıktan anlamış olacak ki durumu açıkladı. Adamın fantezisi buymuş.

...